Küresel piyasalarda demir cevheri fiyatları yeniden düşüş eğilimine girdi. Orta Doğu'da tansiyonun düşmesiyle birlikte enerji ve navlun maliyetlerindeki gerileme, demir cevheri fiyatları üzerindeki jeopolitik baskıyı azaltırken, piyasalarda yeniden arz-talep dengesi belirleyici olmaya başladı.
Mart-Haziran 2026 döneminde ABD ile İran arasındaki gerilim nedeniyle yükselen enerji maliyetleri, demir cevheri fiyatlarını uzun süre ton başına 100 doların üzerinde tuttu. Ancak son haftalarda jeopolitik risklerin azalmasıyla birlikte fiyatlar, Mayıs ayında görülen 112 dolar seviyesinden yaklaşık yüzde 12 gerileyerek 98 dolar bandına kadar düştü.
Uzmanlar, fiyatlardaki geri çekilmenin temel nedeninin küresel talepteki zayıflama olduğunu belirtiyor. Özellikle dünyanın en büyük çelik üreticisi ve demir cevheri ithalatçısı olan Çin'de gayrimenkul sektöründeki durgunluk ve yeni inşaat projelerindeki azalma, çelik talebini önemli ölçüde yavaşlattı.
Verilere göre Çin'de yeni başlayan inşaat projeleri Mayıs 2026'da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25 geriledi. Buna bağlı olarak ülkenin çelik üretimi yılın ilk beş ayında yaklaşık yüzde 4, pik demir üretimi ise yüzde 3,1 azaldı. Bu tablo, demir cevherine olan talebin de zayıfladığını ortaya koyuyor.
Diğer yandan Avustralya ve Brezilya başta olmak üzere büyük üretici ülkelerde madencilik faaliyetlerinin artması küresel arzı yükseltiyor. Talebin zayıf seyrettiği bir dönemde üretimin artması ise demir cevheri fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor.
Türkiye'ye etkisi ne olabilir?
Demir cevheri, inşaat demiri üretiminde kullanılan en önemli hammaddelerden biri olarak öne çıkıyor. Küresel demir cevheri fiyatlarındaki düşüşün devam etmesi halinde, enerji maliyetleri ve döviz kurunda sert yükselişler yaşanmadığı sürece Türkiye'de inşaat demiri fiyatları üzerindeki maliyet baskısının da kademeli olarak azalması bekleniyor.
Ancak sektör temsilcileri, iç piyasada fiyatların yalnızca hammadde maliyetine bağlı olmadığını; döviz kuru, hurda fiyatları, enerji giderleri ve iç talebin de nihai fiyat oluşumunda belirleyici olmaya devam ettiğini vurguluyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: